qurfetüLgeyiq

üy€ye beLa geLmes adm!n kızmadıKca adm!n ßeLa verm€s uy€ azmadıKca...!
 
AnasayfaGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
^qÜlS£Fa^
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1085
Yaş : 25
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..   Cuma Şub. 20, 2009 2:12 am

ESRA ELÖNÜ



Edebiyat dünyasının yeni bir filizi Esra Elönü… İnanılmaz nazlı bir o kadar da asi üslubuyla alışkanlıkları umursamadan, hicvin en ekmel noktasını yakalayarak edebiyat alemine farklı bir soluk getiriyor.

Kaleme aldığı ‘Çekirdek Lokantası’ , ‘Beyaz Dua Evi Çocukları’ ve ‘Kırlangıç Yetimhanesi’ kitapları fantastik roman türünün en iyi örneklerindendir.

Yazarlığın yanı sıra, Marmara FM Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdüren Elönü, Radyo için kaleme aldığı gündemde ki konuları hicveden metinlerle de dikkat çekiyor.

Yazar, Sultanahmet Camii avlusundaki Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nda 26 Eylül Cuma akşamı iftarı müteakiben Kipat Yayıncılık standında okuyucuları ile sohbet edip kitaplarını imzalayacak.

Bayram sonrası için de okuyucularının karşısına yeni bir sürprizle çıkma hazırlığında olan genç yazar, dinleyenler tarafından takdirle karşılanan ve oldukça ilgi uyandıran fragmanları ve beğeni toplayan metinleri yakın zamanda kitap haline getirerek okuyucusunun nazarına sunacağının haberini verdi.

Özellikle bundan sonrası için daha ciddi çalışmalara ağırlık vereceğini ve bu yöndeki titiz çalışmalarına yoğunluk vermek suretiyle hem okuyucu hem de dinleyici kitlesi ile buluşacağı müjdesini verdi.

Esra Elönü’nün kaleminin farklılığına dair

İyi yazmakla, yazmayı sevmek farklıdır. Birincisi emek ister; ikincisi ise bana göre bahşedilmiş bir lütuftur. Her ikisine sahip olanlar yazdıklarıyla var olanlar, yani yazarlardır.




Esra Elönü onların arasındadır. Zaman zaman yazdıklarının heyecanına tanık olmuş biri olarak, bunun böyle olduğuna eminim.

Artık her şeyin rakamlarla ölçüldüğü ve hesaba katıldığı bir dünyada onun her şeyi harflerle tartan biri olduğunu biliyorum.

Üstelik en dramatik metinlerinde bile “ Humour” denilen o büyülü izleği keşfetmiş birisidir Elönü. Merhum Zarifoğlu “ Yazmanın acıları azalttığın” dan dem vurmuştur. Sanırım Esra Elönü de aynı. O yazdıkça kendi acılarını azaltıp, galiba bizim hüzünlerimizi çoğaltmak gibi bir suç işliyor. Yolu Açık olsun.

İbrahim Sadri

Eşyayı ve insanı derin uykusundan uyandıran bir kitap. Çürümeye yatmış zihinleri, havalandıracağını ve temiz havayla buluşturacağını düşünüyorum. Esrarlı ve büyülü bir zihnin ürünü.

Yıldız Ramazanoğlu

"Hiçbir şey göründüğü gibi değil! Hiçbir şey... Esra Elönü'nün cümleleri modernliğin üstünü örttüğü tüm cinayetlerin sırrını açığa çıkarıyor. Kalbimize, vicdanımıza geri dönemezsek içinde yuvarlandığımız kuyudan çıkamayacağımızı haykırıyor."

Ayrıca Kazım Karabekir İmam Hatip Lisesi mezunuymuş çok başarılı b ögrenciymiş bir o kadarda sosyalmiş.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gurfetulgeyiq.yetkin-forum.com/index.htm
uyku_çuvalı:)

avatar

Mesaj Sayısı : 915
Yaş : 24
Nerden : İst. /fatih
Kayıt tarihi : 27/05/08

MesajKonu: Geri: BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..   Cuma Şub. 20, 2009 10:29 pm

mmm.. 'genç' dergisinde bi röpörtajı vardı.. okumuştum tam hatırlamıyorum ama Rolling Eyes

zaten ünlü simalar da hep kazımkarabekirden.. Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
uyku_çuvalı:)

avatar

Mesaj Sayısı : 915
Yaş : 24
Nerden : İst. /fatih
Kayıt tarihi : 27/05/08

MesajKonu: Geri: BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..   Salı Mart 03, 2009 12:39 am

Jose Mauro de Vasconcelos(d. 26 Şubat 1920 - ö. 25 Temmuz 1984) Brezilyalı yazar.
Brezilya'da Kızılderili ve Portekizli, yoksul bir ailede doğmuştur. Hayatı boyunca birçok işlerle uğraşmıştır. Bu durum, ona yazdığı roman ve hikâyeler için önemli kaynak sağlamıştır. Genelde romanlarında roman karakterlerinin yaşamlarındaki zorlu yaşam koşullarını, yoksulluğu, şiddeti tüm çıplaklığıyla anlatır; ama özellikle Şeker Portakalı ve onun devamı olan Güneşi Uyandıralım gibi bazı romanları duygusallık ve iyimserlik de içermektedir. Brezilya'nın ormanlarında ya da step bölgesi sertaolarda yaşayan insanların, elmas avcısı garimpeiroların, yerlilerin, denizcilerin, değişik insanların yaşamlarından kesitleri ve ruh hallerini anlatır. Türkiye'de en çok Şeker Portakalı isimli romanıyla tanınmaktadır ve yazar, bu romanı 1968 yılında sadece on iki günde yazmıştır.Şeker Portakalı isimli kitabın özgün adı O Meu Pé de Laranja Lima’dır (1968). Yazarı; José Mauro de Vasconcelos, 26 Şubat 1920 de Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu’da doğdu. Kızıldereli bir anne ile Portekizli bir babanın çocuğu olan José Mauro de Vasconcelos iki ayrı kültürün de izlerini taşıdı. Oldukça yoksul olan ailesi onu Natal kasabasındaki amcasının yanına gönderdi. Orada 19 yaşındayken Hotengi Irmağı’nda yüzmeyi öğrendi. İlerde bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayallerini kurdu. Liseyi Natal’da bitirdikten sonra 2 yıl tıp öğrenimi gördüyse de öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Jenario’ya ya gitti. Orada ilk işi boks antrenörlüğü oldu. Tarım işçiliği ve balıkçılık yaptı. Yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı. Bu onun yazarlığına büyük katkılar sağladı. Değişik ortamlarda , değişik koşullarda farklı insanlar tanıdı. İyi bir gözlemci ve usta bir yazarın elinde bütün bu yaşamlardan pek çok roman çıktı ortaya. Bunlar yazarın çok yönlü kişiliğinin ve içinde bulunduğu arayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir. José Mauro de Vasconcelos’un Beyaz Toprak isimli eseri çok beğenildi. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıktı. Ama onu dünyaya tanıtan kitabı Şeker Portakalı (1968) oldu. Bu romanı 12 günde yazdığını açıklayan yazar “Ama onu 20 yıldan fazla taşıdım yüreğimde” der. Şeker Portakalı’nın küçük kahramanı Zeze’nin serüvenleri Güneşi Uyandıralım (1974) ve Deli Fişek adlı romanlarında da devam etmiştir. yazar bu romanında da yoksulluğu ele almıştır.



Türkçe'ye Çevrilen Yapıtları :


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
DuMaNiST!!!

avatar

Mesaj Sayısı : 1315
Yaş : 25
Nerden : ist/bahçelievler
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: Geri: BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..   Salı Mart 03, 2009 7:20 pm

Feodor Mihayloviç Dostoyevski

Feodor Mihayloviç Dostoyevski 30 Ekim 1821 yılında Moskova'da doğdu. Askeri doktor olan babası Mihail Andreyeviç Dostoyevski oldukça sert bir adamdı. En büyük tutkusu içkiydi ve ailesini sıkı bir disiplin altında yönetiyordu. Kocaman kız oldukları halde kızlarının yalnız başlarına sokağa çıkmasına izin vermezdi. Dört oğluna ise bir başçavuş sertilğiyle davranıyordu. Çok çabuk sinirlenir, çocukları ise kaçacak delik ararlardı. Adamın başka bir özelliği de cimriliğiydi. Durumunun iyi olmasına rağmen, çocukları 16 17 yaşına gelene kadar onlara cep harçlığı bile vermemişti. Anne Dostoyevski ve çocuklar, yaz aylarını Tula'da geçiriyorlardı. İşte Feodor babasına hizmet eden köylülerle bu sırada tanıştı ve onlara bağlandı. Bu deneyim, çocuğun gelecekteki yaşantısı üzerinde çok derin etki yaratacaktı.
1837'de annesini kaybeden Feodor, ağabeyiyle birlikte mühendislik okuluna girmek üzere başvurdular.

Karısının ölümünden sonra kendini büsbütün içkiye veren baba Dostoyevski ise artık çalışamaz hale geldi ve toprağına çekildi. Burada köylülere ve kölelerine o kadar kötü davrandı ki en sonunda kendisini öldürmelerine yol açtı.

Feodor ise 1834 yılında mühendislik okulunu bitirip orduya katıldı. Kendisi için hiç bir anlamı olmayan bir hayata dalmıştı. Bohem çevrelere dadandı, maaşına ve topraktaki payından aldığı yıllık 5.000 rublelik gelire karşılık devamlı sıkıntı içindeydi. Bilardoya merak salmıştı ve hep kaybediyordu. Hayatı boyunca serseri yaşamı nedeniyle, son yıllarında kitaplarından sağladığı gelirin dışında hep yoksulluk içinde kıvrandı.

örnek bi hayatı var diyemem ama gerçekten kitapları süper!! Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
uyku_çuvalı:)

avatar

Mesaj Sayısı : 915
Yaş : 24
Nerden : İst. /fatih
Kayıt tarihi : 27/05/08

MesajKonu: Geri: BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..   C.tesi Mart 07, 2009 5:41 pm

İçimizdeki zenginlik: Mustafa Kutlu



Bitmeyen hikaye
Hikayeci Kutlu'nun özel yönleri
Kutlu'dan bir şiir / Telli Mektubumdur
Hikayelerinden alıntılar
Sözlerinden...
Çizgiyle başladı, hikaye ile devam etti...


Büyülü dünya ve gezgin çocuk
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947'de Erzincan'ın Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Çocukluğu, babasının işi nedeniyle dolaşmakla geçer. Bu gezginlik 1953 yılında, babasının emekli olup Erzincan'a yerleşmesiyle sona erer. Çocuk Kutlu, hayatının bu devresinde, yeni yerlerle tanışır. Kemerik'te, "bâkir tabiat ortasında yalnız bir çocuktur." Bir kırevinde oturur, toprakla hemhal olur, börtü-böceğin ismini ezberler. Cebesoy İstasyonu'nda "kara tiren"lere âşık olur. Fırat'ı tanır; karanlık geceleri süsleyen tiren düdüklerini ve kurt ulumalarını. Gazocağı, radyo ve onların büyüsü süsler çocuk dünyasını. Hikâye böyle başlar...
Kütüphaneden futbola
Kutlu, ilk arkadaşlarını yeni taşındıkları Erzincan'da edinir ve onlarla kapıları kitaplara açılan bir dünya kurar. İki arkadaşı vardır: Ercüment ve Çağlayan. Bu arkadaşlarıyla kendilerine göre bir kütüphane kurar; orada, kitap okur, Karagöz oynatır, tiyatro denemelerinde bulunurlar.
Daha sonra Atalay'la tanışır. "Mahallenin tek meşin topu onundur; daha da önemlisi, haftalık Pekos Bil dergisine abonedir." Atalay'ı kaptan yapıp tekkale maç yaparlar. (Meşin top önemlidir çünkü o yıllarda top günümüzdeki kadar yaygın değildir. O yılların çocukları barut torbalarının içini doldurarak elde ettikleri toplarla oynarlar futbolu.)
İlkokul üçüncü sınıfta da savcının oğlu Tunç ile tanışır. Tunç'ta da Kutlu'nun rüyalarını süsleyen kalemlerden bir takım boya kalemi vardır. Hikâye kütüphaneden futbola doğru evrilir...
Zor yıllar; 35 kuruşa sinema, sağ haflık ve Yılmaz abi
Ortaokul ikinci sınıftayken babasını kaybeder. Annesine yardımcı olmak için yazları sebze halinde çalışır. "Karpuz indirir ve kasa başına yüz para olmak üzere domates dizer." Sinemayla da bu yıllarda tanışır. Tercihi yerli filmlerdir. (O günlerde bir filmi 35 kuruşa seyrederler ve film seyredecek sinema salonları vardır). Yine bu yıllarda futbola merak sarar. Mahalli Lig'de futbol oynar (sağ haf). Bu merakı bu güne kadar devam eden Kutlu, Yeni Şafak'ta futbol yazıları yazmakta ve sıkı bir Fenerbahçe'li olarak bilinmektedir. Fenerbahçeli olmasını mahallenin bıçkınlarından "Yılmaz abi"ye borçludur. Yılmaz abi'nin süslü bir bisikleti vardır ve o bisiklete binmek için Fenerbahçeli olmak şarttır. Liseye başladığı yıllarda, kimsenin tesiri olmaksızın namaz kılmaya başlar. Hikâye derinlik kazanır...
Erzurumlu yıllar; Hareketli yıllar
1963 yılında liseyi bitirir. Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmek ister, tam kaydolacakken bundan vazgeçer. Güzel sanatlar iyidir ve fakat oranın atmosferi Kutlu'nun bünyesine pek uyacak gibi değildir. Erzurum ****** Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır; halk kültürünü temsil eden İsmail Usta, Hatem Em(m)i, Meddah Behçet Efendi ve sahasında kendini ispatlamış Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Resim merakı bu yıllara kadar devam etmiştir. İki arkadaşıyla birlikte Halk Eğitim Salonu'nda bir resim sergisi açar.
"O"
Bir gün Orhan Okay Hoca'nın odasında Hareket dergisinin sahibi Ezel Erverdi'yle karşılaşır. Bu karşılaşma Mustafa Kutlu'nun yeni ufuklara açılmasını sağlar çünkü Ezel Erverdi, Mustafa Kutlu'dan "desensiz mesensiz" diye eleştirdiği Hareket'e desen göndermesini ister. Gönderilen ilk desen Hareket'in 28. sayısının kapağında yayımlanır. Fakat, Kutlu'nun bu dergide daha çok hikâyeleri yeralır (öne çıkar). Uzunca bir süre, desenleri ve özellikle de hikâyeleri bu dergide gözükür. Yayımlanan ilk hikâyesinin adı "O..."dur. (Hareket sayı: 29 Mayıs 1968).
Kısa süren memuriyet
Üniversiteyi 1968 yılında bitiren Kutlu, 1969 yılında, Erzincan'da Sevgi Hanım'la evlenir. Evlilikle beraber mesleğine, öğretmenliğe başlar. Tunceli ve İstanbul Vefa Poyraz Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapar. 1974 yılında öğretmenliği bırakır. 1979-1982 yılları arasında Hareket'in yazıişleri müdürlüğünü yapar. Kutlu'nun hikâyeleri, desenleri ve diğer yazılar Hareket'in yanısıra, Adımlar (Bu dergide şiirleri de vardır, 1970-1972), Düşünce, Hisar, Türk Edebiyatı, Yönelişler gibi dergilerde yayımlanır. Bu yıllarda hikâyeleri kitaplaşmaya devam eden Kutlu, Yoksulluk İçimizde (1981) ve Ya Tahammül Ya Sefer (1983) ile Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "Yılın Hikâyecisi" seçilir. Hikâye yazılmıştır...
Hareket'ten Dergâh'a; İçimizdeki yoksulluktan Sır'ra
Bunların yanısıra Kutlu, 1977'de kurulan Dergâh Yayınları'nda da çalışmaktadır. Bu yayınevinin yayımladığı sekiz ciltlik Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nin 2. cildinden itibaren yayım yönetimini üstlenir, bu ansiklopediye maddeler yazar. Bir taraftan da yayımlanan birçok kitabın kapak tasarımını yapar, çeşitli kitapların hazırlanmasına katkısı olur, öte yandan da hikâyelerini yazmaya ve yayımlamaya devam eder. Kendi ifadesine göre hikâyelerini bir oturuşta; kahvehanelerde yazar. Yazdığı hikâyelere daha sonra müdahale etmeyi sevmez.
Dergah'ın doğuşu
1990 yılında, arkadaşlarıyla, Sultanahmet'teki Derviş Çay Bahçesi'nde bugün yüzüncü sayıyı aşmış olan Dergâh dergisinin çıkmasını kararlaştırırlar. Kutlu, bu derginin yazıişleri müdürü olur. Yazıları ve hikâyeleri bu dergide de yayımlanır. Dergi ve yayınevi işlerinin yanısıra Kutlu, İstanbul gezmelerinde bulunur (10 yıl) ve bu gezilerde edindiği intibaları Zaman gazetesinde, önce "Bir Demet İstanbul" (1992) daha sonra da "Şehir Mektupları" (1993) başlığıyla yayımlar. Onunkisi yaşayan İstanbul'a, İstanbul'un problemlerine naif bir bakıştır ve "Şehrimizi tanımadan kendimizi, birbirimizi tanımamız zor"dur. "Hele sevmek büsbütün müşkül"dür. Bu yazıların bir kısmını "Şehir Mektupları" adıyla kitaplaştırır (1995).
Gazeteci, yazar ve televizyoncu
Kutlu, gazete yazılarına Yeni Şafak'ta devam eder. Yeni Şafak'ta yazdığı futbol yazıları yüzünden ilginç tepkiler alır. O hikâyeci Mustafa Kutlu'dur ve bazı okuyucuları futbol yazılarına devam etmesi halinde kitaplarını yakacaklarını bildirirlerse de bu yazıların devam ettiğini görürüz. Ekrem Işın ile beraber Kanal 7 Televizyonu'nda "İstanbul Tekkeleri" adıyla bir program yapar. (Kutlu, Kanal 7'de danışmanlık da yapmaktadır.) Büyük emek verdiği ve "Çölde açılan bir şemsiye" olarak nitelediği Dergâh dergisindeki yönetimiyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "En İyi Dergi Yönetimi"yle ödüllendirilir (1997). Son zamanlarda eski sevdası resme yeniden başlar. Ve hikâye burada bitmez...



<<benden tavsiyeli gerçekten mükemmel kitapları var hikayenin öncüsüü Cool >>
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
 
BEGENDİĞİMİZ YAZARLAR İLGİNÇ ÖZELLİKLERİ, HAYAT HİKAYELERİ..
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Raziel'İn Hayatı Yazar: RazieL
» KERİMHAN DUMAN
» Ölüm anı ve kabir
» Maradona'nın Hayatı
» UnderTaker Hareketini Yaptı 4 Gün Uyanamadı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
qurfetüLgeyiq :: küLtür ve sanaT-
Buraya geçin: