qurfetüLgeyiq

üy€ye beLa geLmes adm!n kızmadıKca adm!n ßeLa verm€s uy€ azmadıKca...!
 
AnasayfaGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 şairler ve hayatları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
^qÜlS£Fa^
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1085
Yaş : 25
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: şairler ve hayatları   Ptsi Mayıs 05, 2008 12:49 pm

eft arkadaslar bılgılerınızı beklıoruz clown
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gurfetulgeyiq.yetkin-forum.com/index.htm
DuMaNiST!!!

avatar

Mesaj Sayısı : 1315
Yaş : 25
Nerden : ist/bahçelievler
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   Cuma Mayıs 09, 2008 4:48 pm

çook beklersin geek
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
güLo
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 526
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 01/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   C.tesi Mayıs 10, 2008 12:09 am

cok beklersın dıcene bı kopyala yapstır yapsan olurmusun;)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gurfetulgeyiq.yetkin-forum.com
DuMaNiST!!!

avatar

Mesaj Sayısı : 1315
Yaş : 25
Nerden : ist/bahçelievler
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   C.tesi Mayıs 10, 2008 1:45 pm

kolaysa o kadar kendin niye yapmıyonn Razz Very Happy Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
^qÜlS£Fa^
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1085
Yaş : 25
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   C.tesi Mayıs 10, 2008 5:20 pm

biz adminiz kısım siz yapın bisde yararlanalım Very Happy Very Happy Very Happy şaka maka lan edebiyat bilgimiz sıfır Neutral
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gurfetulgeyiq.yetkin-forum.com/index.htm
uyku_çuvalı:)

avatar

Mesaj Sayısı : 915
Yaş : 24
Nerden : İst. /fatih
Kayıt tarihi : 27/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   Çarş. Ara. 24, 2008 1:15 am

iyi hadi acıdımm bi tane fıytırıveriim.. Wink

Necip Fazıl Kisakürek

26 Mayıs 1904'te, Perşembe günü sabaha karşı, İstanbul'da büyük bir
konakta doğdu.

Kayıtlı bir şecereyle, Alâüddevle devrinin Şeyhülislâmı Mevlâna Bektût Hazretlerine dayanan ve Osmanoğullarından daha eski bir familya olan Dülkadiroğullarına bağlı "Kısakürekler" soyuna mensuptur.

Babası, Mekteb-i Hukuk mezunu, Bursa'da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve kısa ömrünün son senelerinde Kadıköy hakimliği görevlerinde bulunmuş, gayet enteresan ve alakaya değer bir insan olan Abdülbâki Fazıl Bey (öl. 29 Kasım 1920); annesi, Girit muhacirlerinden bir ailenin kızı, kayıtsız şartsız teslimiyet örneği, derin ve fedakâr bir müslüman-Türk kadını Mediha hanımdır. (öl. 10 Haziran 1977)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
^qÜlS£Fa^
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1085
Yaş : 25
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   Perş. Ara. 25, 2008 12:27 am

güzel bi paylaşım saol ne kdr necip fazılın sadece doğumundan bahsetmiş olsanda Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gurfetulgeyiq.yetkin-forum.com/index.htm
uyku_çuvalı:)

avatar

Mesaj Sayısı : 915
Yaş : 24
Nerden : İst. /fatih
Kayıt tarihi : 27/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   Cuma Ara. 26, 2008 8:28 pm

üşenmeyip okudun bi de.. Very Happy
neyse devamını da getiririz.. afro
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
uyku_çuvalı:)

avatar

Mesaj Sayısı : 915
Yaş : 24
Nerden : İst. /fatih
Kayıt tarihi : 27/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   C.tesi Mart 07, 2009 5:49 pm

İbrahim Tenekeci


Tenekeci şiir yazmıyor, söylüyor. Bunun artısı ise, şiirin kolay akılda kalarak ezberlenebilmesi. Bu açıdan Tenekeci Doksan Kuşağı'nın şiiri en çok ezberlenmiş tek şairi.

Cafer Keklikçi'nin yorumu

Doksan Kuşağı şairleri asıl verimlerini 2000'li yıllarda verdi. Seksen şiirinin miadını doldurmasıyla yeni bir 'atılım' ihtiyacını karşılayabilecek toplam; Doksan Kuşağı şairleriyle mümkün oldu. Bu şairler; Seksen Kuşağı şairlerinin dil içinde 'oyuk açma' çalışması ve 70'lerin politik istençle gür 'edası' yerine, edanın içindeki özü ve dildeki 'enerjik sesi' benimsedi. Çünkü artık sokağın ideolojik sesi, şiirde duyulmayacak (dikkate değmeyecek) kadar cılız çıkmaktadır. Aynı zamanda yaşanan hayat, geçirdiği 'evrimlerle' yeni bir yönelimi zorunlu kıldı. İnsanoğlunun bütün kutsalları 'bir tık' kadar basitleştirilip tüketildiği bir ortamda şair artık ideolojik bakma yerine 'reel' olanı önceledi. Benim 'sosyal gerçekçi şiir' savunum da bu atmosferden neşet etmektedir.

Realitenin verdiği 'püskürme'; şiirde bir 'üst gerçeklik' yaratma eylemini bünyesinde taşımasıyla, bünyenin sahihliği arasında olumlu bir eşitlik oluşturuyor. Burada şiirin müzikalitesi bir bakıma şairin insani kalitesini de veriyor. Ben kendi payıma şiirin 'ilham'la yazılacağını düşünüyorum. Yani şair öyle bir atmosfer yaşasın ki şiir 'gelsin'. Bence, ilham şairin 'insanlığı'dır. Burada İsmet Özel'in "şairler normal insanlara göre biraz daha insandır" sözünü doğrulayan bir durum söz konusu. Kestirmeden söylersek bizim kültürümüzde şairler aynı zamanda 'âlim' olarak algılanır öteden beri. Manevi birikimler anlamında tabi. Ama burada 'yaradılışı' göz önünde tutarak söylüyorum bunu. İlham aynı zamanda şairin yaşantısı ve birikimi sonucu oluşmuş olan bir toplam. Yani kendine münhasır ahlâk kaidesidir. Fakat bu 'kaide' ile 'yasa'yı birbirine karıştırmayalım. Cemal Süreya'nın ifadesiyle "şiir anayasaya aykırıdır." Şair ortaya bir karakter koymuş ve bunu belli çerçeveyi aşarak geniş bir zemine ulaştırmayı başarmış olmalı. Ama bu 'başarının' altında 'kent lağımı' bulunmaz. Bütün bunları; ilhama yaslanarak şiirler 'söylemiş' bir şair olan İbrahim Tenekeci'nin, şiirinde hangi temel dinamikleri barındırdığını göstermek açısından söylüyorum.

İbrahim Tenekeci 1992'den bu yana şiirlerini sayılı birkaç dergide yayımladı. Bu dergilerin en önemlisi, Türk edebiyatında dolayısıyla Türk şiirinde, ilk sayısından günümüze kadar kendi 'akımını' oluşturmuş olan Dergâh dergisi. Dergâh dergisi ilk sayısından bugüne kadar 'okul' olmuş ve bu önemli duruşunu da sürdürmeye devam ediyor. Tenekeci, Dergâh şairlerindendir.

Tenekeci bugüne kadar dört şiir kitabı yayımladı. Sırasıyla; Üç Köpük, Peltek Vaiz, Güzellik Uykusu ve Giderken Söylenmiştir . Bütün kitaplarına genel bir bakışla bakarsak; İbrahim Tenekeci şiiri İsmet Özel şiirinden beslenmekle birlikte Orhan Veli şiirine daha yakın bir çıkış noktasını çağdaş söylem ve algıyla özgün sesini bulmasına temel olanak olarak aldığını görürüz. Bu bapta İsmet Özel'in 'gür' bakış açısı ve Orhan Veli'nin sosyalist algısının yerine; Türk insanın 'küçük espri' duyganlığını, Tenekeci, şiirinin özüne yedirdi. Böylece şiirinde içerik bakımından adı anılan her iki şairden ayrılmakla birlikte biçim olarak da söz konusu isimlerden farklı bir konumda duruyor.

İbrahim Tenekeci şiirinin en belirgin karakteristik özelliği; geleneksel şiirimizdeki ses yapısını çağdaş algıya uygulayarak yeni bir alaşımla temiz bir atmosfer oluşturmadaki yetkinliği. Şair bunu yaparken bütün 'edebi sanatları' yerli yerince kullanmakta; gösterdiği ustalık küçümsenemeyecek kadar büyük. Bu sebeple bütün şiirlerindeki biçim de geleneksel görüntüde. Şiirlerindeki ses yapısı da, müziğin kelimeleri kanatlandıran cinsindendir.

Tenekeci şiir yazmıyor, söylüyor. Bunun artısı ise, şiirin kolay akılda kalarak ezberlenebilmesi. Bu açıdan Tenekeci Doksan Kuşağı'nın şiiri en çok ezberlenmiş tek şairi. Halk şiirimiz, bizim saklı cevherimiz olarak yüzyıllardır tazeliğini korumuş, hâlâ da temiz ve lirik bir şekilde şiir dağarımızda büyük ihtişamını yaşatmakta. Cumhuriyet dönemi şairlerimiz, bu ihtişamdan pek yararlanmamış, genel olarak batı reveransından (referans değil) hareket sahasını olumladıktan sonra söz konusu 'cevher'e sahip çıkmıştır. Yani bir nevi 'oryantalist' gözüyle bakmışlar halk şiirimize. Ben bu bakışı 'anlayışla' karşılıyorum. Çünkü halk şiirimiz 'yapılmamış' bir şiir. Şair çoğunlukla bir zulme karşı 'söylemiş' şiirlerini. Yani şair şiirle hiç 'uğraşmamış'; yaşadıklarını, gördüklerini Türk şiir haritasına kaydetmiş. İşte Tenekeci bu durumu günün şartlarına göre güncelledi. Yerli bir bakış açısı ve özgün sesiyle: "kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi/ ölürken çocuklar o güzel afrikada" dizelerinde gördüğümüz gibi. İbrahim Tenekeci şiiri, biçem bakımından daima bir çocuksuluğu bünyesinde taşır. Yaşama karşı bir çocuk kadar 'hesapsız' ve afacan. Yine, Tenekeci birçok şiirinde sehl-i mümteni sanatını çok iyi kullanmakta. Her iki yargımıza örnek olması için: "bu trenlerin hepsi benim bak/ bu gök bu çayır bu ırmak" ve "susadım usta/ içip geleyim mi şu ırmağı" vb dizelerini gösterebiliriz.Tenekeci şiirinde humor ve lirizm atbaşı gider. Yaşamın sertliğine karşı ince bir meydan okuma şeklinde: "kusura bakma teselli hazretleri/ sana layık bir mürit olamadım, besbelli"

İbrahim Tenekeci şiirinde, hüzün ve acı iç içe işlemekte. Ama yaşama sevincini hep yedeğinde tutarak. Şiirin atardamarları olan yaşam zorlukları, şiirin içine girdikten sonra bir mutluluğa dönüşüyor gibi. Bir kıvanç duygusu verir bize, bir korunmuşluk hissi duyurur: "her şeyin annesi sensin fırından gelen koku", "uyuruz ve uykudur tanrının en hayırlı evladı" ve "müjde getiren bir insanın içi/ ben olayım yarabbi" Tenekeci şiirinde İslami hayat yaşamanın 'rahatlığı' ve bunun verdiği 'neşe'; biraz da 'şımarık' bir durumda kendini göstermekte. Müslüman şair olmanın vermiş olduğu kendine güveni neredeyse sonuna kadar kullanmakta: "ne çok günah işledim ben mendilime" ve "eline sağlık tanrım leyla çok güzel olmuş/ tanrım eline sağlık dünya da güzel olmuş"

İbrahim Tenekeci ilk ve ikinci kitabında, yeni bir şiir söylemenin tadını riyasız şekilde duyuruyor. Üçüncü ve dördüncü kitabında ise, Türk şiirinde usta bir şair olduğunu ispatladı. Artık kendi şiir yapısını kurmakla kalmadı, o yapının zirvesine ulaştı. Bilindiği gibi bir şair, şiirde yeni bir 'pencere' açabilir ama o açtığı 'pencere'yi inşa etmek ise, çok zaman mümkün olmamıştır. Tenekeci bunu mümkün kılmış şairlerden. Sonuç olarak İbrahim Tenekeci dört kitabıyla; lirik, 'halk şiiri' tadına yakın, gelecek kuşaklara bırakacağı bir şiir dünyası kurdu. Modern Türk şiirini geleneğin içinden alımlayarak, hem geleneği modernleştirdi hem de moderni biçim ve biçem bakımından yeniledi. Tenekeci, Doksan sonrası Türk şiirinin köşe taşlarından biri olmayı hak etmiş bir şair.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
**KroNİk öĞReNcİ**

avatar

Mesaj Sayısı : 309
Yaş : 25
Nerden : İst./Kadıköy
Kayıt tarihi : 24/08/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   Paz Mart 08, 2009 11:04 am

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Fazıl Hüsnü Dağlarca (d. 26 Ağustos 1914, İstanbul - ö. 15 Ekim 2008), ünlü Türk şairidir.

26 Ağustos 1914 İstanbul doğumlu. Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğludur, ilköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde 1933 yılında tamamladı. 1935'te piyade subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştı. Ordudaki hizmeti on beş yılı doldurunca, ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da "Kitap" kitapevini açtı ve yayıncılığa başladı. Ocak 1960-Temmuz 1964 yılları arasında dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılâpçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri çıktı. Bugüne kadar kendisine bir çok ödül verilen şair 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En iyi Türk Şairi" seçilmişti.

Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını örer. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler:

“ Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir. ”


"Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Dağlarca, 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. [1] Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, bu yılın ilk aylarında yaptığı bir röportajda ölümünden sonra Kadıköy'de yaşadığı evin müze haline getirilmesini vasiyet etmişti. Evini Kadıköy Belediyesi'ne bağışlayan Dağlarca, Mühürdar Caddesi'ndeki evinde kendisini ziyaret eden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e, evinin müzeye dönüştürülmesi için vasiyette bulunmuştu.

20 Ekim 2008'de Karacaahmet Mezarlığına defnedilmiştir.





Eserleri [değiştir]Bir zamanlar Sözcü dergisinde 1960 ve Vatan dergisine 1961-1962 yazdığı, özdeyiş niteliğinde kısa düzyazıları bir yana bırakılırsa, yalnız şiirle uğraşan ve şiirlerini Türkiye’nin hemen bütün edebiyat dergilerine yaymış olan Dağlarca’nın kitapları.

Havaya Çizilen Dünya (1935)
Çocuk ve Allah (1940)
Daha (1943)
Çakırın Destanı (1945)
Taşdevri (1945)
Üç Şehitler Destanı (1949)
Toprak Ana (1950)
Aç Yazı (1951)
İstiklâl Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya (1951)
İstiklâl Savaşı-İnönüler (1951)
Sivaslı Karınca (1951)
İstanbul- Fetih Destanı (1953)
Anıtkabir (1953)
Asu (1955)
Delice Böcek (1957)
Batı Acısı (1958)
Hoo'lar (1960)
Özgürlük Alanı (1960)
Cezayir Türküsü (1961)
Aylam (1962)
Türk Olmak (1963)
Yedi Memetler (1964)
Çanakkale Destanı (1965)
Dışardan Gazel (1965)
Kazmalama (1965)
Yeryağ (1965)
Vietnam Savaşımız (1966)
Açıl Susam Açıl (1967)
Kubilay Destanı (1968)
Haydi (1968)
19 Mayıs Destanı (1969)
Hiroşima (1970)
Malazgirt Ululaması (1971)
Kuş Ayak (1971)
Haliç (1972)
Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)
Bağımsızlık Savaşı-Sakarya Kıyıları (1973)
Bağımsızlık Savaşı-30 Ağustos (1973)
Bağımsızlık Savaşı-İzmir Yollarında (1973)
Gazi Mustafa Kemal ****** (1973)
Arka Üstü (1974)
Yeryüzü Çocukları (1974)
Yanık Çocuklar Koçaklaması (1976)
Horoz (1977)
Hollandalı Dörtlükler (1977)
Balinayla Mandalina (1977)
Yazıları Seven ayı (1978)
Göz Masalı (1979)
Yaramaz Sözcükler (1979)
Çukurova Koçaklaması (1979)
Şeker Yiyen Resimler (1980)
Cinoğlan (1981)
Hin ile Hincik (1981)
Güneş Doğduran (1981)
Çıplak (1981)
Yunus Emre'de Olmak (1981)
Nötron Bombası (1981)
Koşan Ayılar Ülkesi (1982)
Dişiboy (1985)
İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
Takma Yaşamalar Çağı (1986)
Uzaklarla Giyinmek (1990)
Dildeki Bilgisayar (1992)



Ödülleri [değiştir]1979 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması Üçüncülük
1979 Yeditepe Şiir Armağanı
1979 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
1979 Türkiye Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Armağanı
1979 International Poetry Forum Yaşayan En İyi Türk Şairi (A.B.D.)
1979 Arkın Çocuk Edebiyatı Üstün Onur Ödülü
1979 Struga 13.(XIII) Şiir Festivali Altın Çelenk Ödülü (Yugoslavya)
1979 Milliyet Sanat Dergisi Yılın Sanatçısı
1979 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
DuMaNiST!!!

avatar

Mesaj Sayısı : 1315
Yaş : 25
Nerden : ist/bahçelievler
Kayıt tarihi : 02/05/08

MesajKonu: Geri: şairler ve hayatları   Çarş. Mart 11, 2009 11:54 pm

maşşallah Fazıl baya çalışkanmışş Wink (vay bea! ) Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://rksgroup.blogcu.com/
 
şairler ve hayatları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Raziel'İn Hayatı Yazar: RazieL

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
qurfetüLgeyiq :: küLtür ve sanaT-
Buraya geçin: